Mehmet's profilemehmetdreamersezer@hotma...PhotosBlogLists Tools Help

mehmetdreamersezer@hotmail.com

WHEN DREAMS COME TRUE

Mehmet

Cold Case Soundtrack -Dream On - Aerosmith

 
5/8/2008

Atatürk Hakkında

cumhuriyet'in ilânından sonra istanbul'da bir resepsiyon verilir...tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir...
davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat ingiliz ateşesi olan binbaşının bakışları mustafa kemal'in gözünden kaçmaz...bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir.... ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir,

yaver mustafa kemal'e şöyle der:

- paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana
mustafa kemal'in çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi...

bunun üzerine mustafa kemal şöyle der:

- git sor bakalım babasının çanakkale'de ne işi varmış?
4/23/2008

FATİH & İSTANBUL

''Fatih İstanbul'u alıp da alayla Ayasofya önüne geldiği zaman derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği tarafa bir adam gönderdi.

Sakalları uzamış, hali perişan bir keşiş bulup getirdiler. Huzura çıkardılar. Korktu, teskin ettiler.

Niçin hapsedildin diye sordular? Keşiş fala baktığını ve kuşatma hazırlıkları sırasında Konstantin'in kendisini çağırıp İstanbul'u Türklerin alıp almayacağını bildirmek için remil atmasını söylediğini, remilde İstanbul'un Türklerin eline geçeceğini söylemesi üzerinde de Konstantin'in kızarak onu zindana attırdığını hikâye etti. Ve şimdi karşınızda bulunuyorum, demek ki falım doğru imiş.

Bunun üzerine Fatih de İstanbul'un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil atmasını ve doğruyu söylerse ödüllendirileceğini bildirdi.

Keşiş remil attı ve şöyle dedi:

- İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak, lakin öyle bir zaman gelecek ki emlak ve arazileriniz satılacak, bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.

Bu falın bildirdiği sonuçtan büyük üzüntü duyan Fatih ellerini kaldırarak 'İstanbul'da edindiğim yerleri ecnebilere satanlar, Allah'ın gazabına uğrasınlar!' diye beddua etti.''
11/18/2007

Selçuk Erdem’in İlkokulda Yazdığı Bir Komposizyon Var

İlkokul 2. sınıfta yazdığım bir kompozisyon Sınıf ortasında okuduğum zaman, öğretmen ve arkadaşlarım tarafından pek tutulmamış bir kompozisyon… Yazım hataları düzeltilmemiş, parantez içindeki notlar şimdiki ben tarafından eklenmiştir.

               KONU: Çevremizde neler görüyoruz? Ben çevremde çok şey görürüm. Yasasın çevremiz. Çevremiz olmasaydı hiçbirsek göremezdik bence. O zaman Ufuk’u da göremezdik. Ufuk benim en iyi arkadaşım. Ufuk neler yazdı defterine bakıyorum. Öğretmenimiz hep arkadaşınızın defterine bakmayın der, ama şuanda bakmam lazım çünkü benim çevremde Ufuğun defteri var. Ufuk benim arkadaşımdır. Ufuk salak değildir. Çünkü arkadaşımıza salak demek ayıptır. Ayıp olmasa Ufuk’a salak diyebilirdik. Ama diyemedik. Bunun ayıp olduğunu öğretmenimiz öğrettiydi. Öğretmenimiz bize hep öğretir. Ne güzel şeyler öğretir. Böyle bir öğretmenimiz olmasaydı biz ne yapardık? Okula gelmezdik. Tabi o zaman hemen sevinmezdik hemen çok üzülürdük. (’çok’ sözcüğü araya sonradan sıkıştırılmıştır) Öğretmenimiz bize “arkadaşlarınıza salak demek ayıptır” demişti. Bende “o zaman aptal demek ayıp değildir” dedim. Öğretmenimiz hepsi ayni dedi. Ben de “bu bilgi hayatta ne isimize yarayacak” diye sordum. Öğretmenimiz “Bu konu burada kapanmıştır” dedi. Ama kapanmamıştı tabi. Ufuk defterine şunları yazmış: Ben çevremde neler görüyorum: Ağaçlar, evler, yollar, insanlar, kadınlar, kuşlar, taslar, topraklar, kediler, köpekler, böcekler, bulutlar, annem. Gerçekten de Ufuğun annesi hep çevresinde dolaşır. Sabah okula getirir, aksam eve götürür, derslerde de pencerenin önünde zıplayarak oğlunu görmeye çalışır. Bence çok komik. Kafası bir görünür, bir kaybolur. Yazın pencere açıkken silgiyle kafasını vurmaya çalışırız. Ama havada durmayıp hemen düştüğü için vurmak çok zordur. Yani bunların dışında Ufuğun gördüğü ilginç bir şey yok. Çevremiz çok sikici değil. Ben sanki görmüyorum ağaçları, evleri. Salak! Sana demedim, bu sayılmaz, ağaçlara dedim Ben çevremde hep değişik şeyler görürüm. Mesela geçen gün çevremde bir tane tavuk adam gördüm. Tabi hemen arkadaş olduk. Çok ilginçti. Ufuğa anlattım ama Ufuk inanmadı çünkü o benim anlattıklarımı hiç inanmaz, bunu nereden biliyorum çünkü uzaylılara da inanmamıştı. “Bir kere, dedi, tavukadam olsa o zaman horoz adam olurdu” çünkü tavuktan adam olmazmış horozdan olurmuş. Ben de ona hayatında kaç tane tavukadam gördüğünü sordum. Hiç görmemiş tabi, ne konuşuyorsun o zaman? (Bu cümlenin sonundaki salak silinmiş, ama iyice bastırılarak yazılmış olsa gerek ki izi kalmış) Tavukadam gerçekten var, iste söyle bir şey! (Burada tavukadamın temsili bir resmi var) Tavukadamla geçen hafta, banka sinemasında tanıştık. (Hala var mı bilmiyorum, bizim çocukluğumuzda bankalar, sinemalarda çocuklar için çizgi filmler falan gösterirlerdi) İçerisi karanlık olduğu için diğer çocuklar onu göremediler tabi (Yalan!) Tavukadam harika bir insan. Diğer büyükler gibi insanin canini sikmiyor. Benim en iyi arkadaşım. Ufuk için salak dedi. Ayıp da olmamış oldu, çünkü o Ufuğun arkadaşı değil. Tavukadam çok güçlü, herkesi dövebilir. Bu herkese, çevremde gördüğüm herkes dahil, bilmem anlatabildim mi? Bana dedi ki, “Eğer sana sinirlenen bir öğretmenin falan varsa, gelip onun kafasını kirayım, bacaklarını da koparmam elbette mümkün” dedi. Ben de ona “Teşekkür ederim, ama bana sinirlenen bir öğretmenim yok, öğretmenim beni çok sever bence, ben de onu severim. Onun bacaklarını ikiye ayırıp kafasını gaganla ezmene hiç gerek yok!” Böylece is tatlıya bağlanmış oldu, ama tavukadam “sen gene de bir şey olursa haber ver, anında gelirim.” dedi. Ben de haber vereceğime söz verdim. Simdi bir şey olursa ve ben haber vermezsem tavukadama karsı çok ayıp olur. Çevremizi tavukadamla birlikte gördüm. Ona Marstan gelen taslarımı gösterdim, o da bana çokoprens ağaçlarını gösterdi. O kadar çok ki. Hepsinin ortasını açıp çukulatasini yalıyorsunuz, bisküvisini hiç yemiyorsunuz. Ufuk bunlara da inanmıyor. Bana dedi ki “Sen simdi tavukadamın uçtuğunu da iddia edersin” dedi. Ben de tabi hemen, tavuklar uçar mı be, biz burada güvercin adamdan bahsetmiyoruz herhalde dedim. Böyle bir laf ettğii için ona salak demedim çünkü o benim arkadaşım Ufuk, o zaman niye getirmiyorsun okula, bizi de tanıştır dedi. Yok ki gelsin dedi. Ama tavukadam Ergün lunaparka gittiği için okula gelecek vakti yok. Ayrıca kendisinden yok diye bahsedildiğini duyarsa Ufuğa çok sinirlenir. Bu ona inanmayan başkaları içinde geçerli olur. O zaman yumurtasını getir dedi. Sanki tavukadam bütün gün aptal ortalıkta dolaşıp yumurtluyor. Tavuklarla tavukadamları birbirine karıştırmamalıyız. Çünkü hangisini kesemeyiz. (Birbirine karıştırırsak hangisini keseceğimizi bilemeyiz demek istiyor) Çevremizde neler gördük? Ufuk gibi biz de çevremizde kus gördük, ama biz gittik konuştuk. Göç eden kuşlar artik havalar ısınmaya başladığı için geri dönüyorlar. Onlara keşke dönmeseydiniz, çünkü havalar gene soğuyacak dedim. Onlar da bana belki bu yıl soğumaz bir umut dediler. Yaz bitmezse gerçekten çok iyi olur. Çünkü yaz bitince okullar açılır. Ama yaz tatilindeyken çevremde okulu görmüyorum. Tabi hemen okulumu özlüyorum. En çok da öğretmenimi özlüyorum. Yararlandığımız kaynaklar: Çevremiz, büyüklerimiz, öğretmenimiz, tavukadam.


(Son olarak bir ekleme yapmak istiyorum: Ufuk bir salaktır!)

SELÇUK ERDEM

6/3/2006

Tecavüzcü Coşkun ve Nuri Alço

* Coşkun açtır, Nuri abi tok.
* Coşkun kot giyer, Nuri abi beyaz takım elbise.
* Coşkun kaba kuvvet kullanır, Nuri uyku ilacı.

* Coşkun sevgi barındırmaz, kin kusar, Nuri abi sever belli etmez.
* Coşkun bira içer, Nuri abi viski.
* Coşkun uyuşturucuyu kullanır ve satar, Nuri abi kullanmaz, sattırır.
* Coşkun arkadaşları ile gezer, Nuri abi tek takılır.
* Coşkun traş olmaz, Nuri abi sinek kaydıdır.
* Coşkun Cadillac, Ponciac gibi geniş arabalar kullanır, Nuri abi Mercedes'e biner.
* Coşkun mekan dinlemez, Nuri abi mutlaka yatak odası kullanır.
* Coşkun hedefe her durumda saldırır, Nuri abi hedefi baygınlaştırır.
* Coşkun görevini yaparken kin kusar kuvvet kullanır, Nuri abi dokunuşlarla işini tamamlar.
* Coşkun polis tarafından ilk yakalanır, Nuri abi son.
* Coşkun serseridir, Nuri abi organizasyon ve teknoloji insanıdır.
* Coşkun tecavüz eder ama ispatlayamaz, Nuri abi mutlaka kaset kaydı yapar.
* Coşkun para ve uyuşturucu için babasını satar, Nuri abi onurludur.
* Coşkun emir alır, Nuri abi emir verir.

· Coşkun, vasıfsız bir sokak sapığı olarak güdülerinin esiridir...
Nuri Alço ise kötülüğü simgeleştiren bir anlayışın ipek bornozundan saten çarşaflı yuvarlak yatağına kadar tüm teşkilatı tamam gürbüz ve yiğit figürdür

· Tecavüzcü Coşkun, direk saldırarak sadece şaşkınlık ve korkuya yol açar...
Nuri Alço ise tarzında, daha ağır biçimde hayal kırıklıkları barındırır ve bunlardan beslenir.

· Tecavüzcü Coşkun, esrar ile uyuşur ve genellikle sadece kullanıcıdır...
Nuri Alço'nun ilgilendiği uyuşturucu kokaindir hem de satıcıdır.

· Tecavüzcü Coşkun, kaybetmişliği simgeler ve bu yüzden korkacak bir şeyi yoktur...
Nuri Alço ise 'şeylerin! sahibidir ve bunları kaybedecek gibi olunca aklı çıkar, çok korkar!...

· Tecavüzcü Coşkun, bastırılmış cinselliğin hıncını hayvanlaşarak almaya kararlıdır ve 'bayan kıstırma' durumlarındaki biçimsiz kahkahasıyla kendini ele verir...
Nuri Alço, sahte evlilik vaadiyle, sadece kadına sahip olmakla yetinmeyip o kadını satarak, kurye yaparak, sermaye yaparak vs. yıllar yılı kullanmaya niyetli haliyle, tatminsiz ve şeytanidir, en fazla sinsi model sırıtır. Tam bir çakaldır.

· Tecavüzcü Coşkun, bir toplum kurbanı simgesidir, tedavisi mümkün olabilir...
Toplum ise Nuri Alço'nun kurbanıdır, tedavi mümkün değildir!..

 ALINTIDIR...

2/5/2006

Neredesin Firuze - Ya Evde Yoksan

 
 
Neredesin Firuze - Haluk Bilginer,Özcan Deniz,Ragıp Savaş
 
Aşkınla ne garip hallere düştüm!
Herşeyim tamam da bir sendin noksan,
Yağmur yaş demeden yollara düştüm;
İçim ürperiyor.. YA EVDE YOKSAN...

Ya yolu kaybettim, ya ben kayboldum!
N'olur biryerden karşıma çıksan.
Tepeden tırnağa sırılsıklam oldum;
İçim ürperiyor.. YA EVDE YOKSAN...
 
Elbisem gündelik, pabucum delik!
Haberin olsa da sobayı yaksan,
Yağmur iliğime geçti üstelik;
İçim ürperiyor.. YA EVDE YOKSAN...
 
Sarhoşsam kapını çaldığım anda,
Saç baş darmadağın açık saçıksa,
Birde ufak rakı varsa masanda;
İçim ürperiyor.. YA EVDE YOKSAN...
 
Sabahlara kadar, içsek sevişsek!
Ne ben işe gitsem ne sen ayılsan.
Derin bir uykunun dibine düşsek;
İçim ürperiyor.. YA EVDE YOKSAN...
 
Yanlış mı aklımda kalmış acaba,
Muhabbet sokağı numara 90!
Boşa mı gidecek bu kadar çaba;
İçim ürperiyor.. YA EVDE YOKSAN...
 
 
 
1/24/2006

Bende Zaten Şans Olsa.... :P

 Yaw kış günü !
   Yağmurlu havada!
     Yağmurdan kaçmak için sığındığı 40 cm karelik bir kuytuda!
   Aynı yere aynı niyetle gelmiş bir KÖPEK.... 
 
   ADAMI ISIRIR MI YAAAAAuuuuuuuuuuuu !!! (kuduz oldu ama galiba..)
 
Photo 1 of 16
Lists